Efsane, Ford Mustang

  • ford-mustang09
  • ford-mustang08
  • ford-mustang0010
  • ford-mustang01
  • ford-mustang07
  • ford-mustang02
  • ford-mustang06
  • ford-mustang05
  • ford-mustang04
  • ford-mustang03

Amerikan otomobil tarihinin en önemli modeli herhalde Ford Mustang’dir. Gerek tarihi, gerek yepyeni bir konsept yaratması, gerekse kitleleri peşinden koşturması, gerekse 52 yıldır hiç durmadan üretilmesi bunun en önemli unsurlarından kuşkusuz.  17 Nisan 1964’te ilk olarak halk gösterimiyle gerçek dünyayla tanışan Mustang’in 52’inci yaşında tarihi detaylara iniyoruz.

Prototipler ve konsept
Her ne kadar ilk Mustang 1964’te piyasaya çıkmış olsa da Ford’un tasarım ve üretim süreci çok daha öncesine dayanıyordu. Küçük ve ucuz bir otomobil üretme fikri 1961’de, dönemin Ford Genel Müdürü ve Başkan Yardımcısı Lee Iacocca’nın aklına gelmişti. Iacocca’nın dudaklarından şunlar dökülmüştü konuyla ilişkili olarak: “Dört kişinin oturabileceği, yerden vitesli, ayrı koltuklara sahip, 1100 kg’dan daha ağır olmayan ve 2500 dolardan daha ucuza satabileceğimiz bir otomobil üretmek istiyoruz.”

Bunlar belki günümüz için çok yeni fikirler değil ama 1961 yılını ve Amerikan otomotiv endüstrisindeki ürünleri ele aldığınızda fazlasıyla yenilikçi, hatta devrimci diyebileceğimiz şekildeydi. Tabii bu düşüncenin ortaya çıkışında GM’in Corvair modelinin de etkisi olmuştu. Iacocca bu otomobilden çok etkilenmiş, Ford’un da böyle kompakt bir otomobil üretmesi gerektiğine karar vermişti.

Iacocca’nın bu fikri üzerine Ford’da çalışmalar büyük bir hızla başladı ve ilk konseptler 1962’de ortaya çıkmıştı bile. Ford’un bünyesinde Fairlane Group (Lee Iacocca- Genel Müdür, Don Frey- Proje Planlama Müdürü, Harold (Hal) Sperlich- Özel Projeler Müdürü, Frank “Zimmie” Zimmerman- Pazarlama Uzmanı, Walter Murphy- Ford Halka İlişkiler Müdürü, Sid Olson- Reklam Firması Yetkilisi, J. Walter Thompson- Mustang Reklam Yazarı, Robert Eggert- Ford Pazar Araştırma Müdürü, Chase Morsey- Ford Otomobil Pazarlama Müdürü, Jacque Passino- Ford Yarış Direktörü, John Bowers: Ford Reklam Müdürü) adı verilen bir komisyon kuruldu ve bu grup 64’te Mustang olarak piyasaya çıkacak otomobilin üretim kararlarını, motor, şasi gibi hayati kararların alındığı karar merciiydi.

1962’nin yaz aylarında Mustang’in ilk (Mustang I) prototipi geliştirilmişti. Araç 3919 mm’lik uzunluğu, 2286 mm’lik aks aralığıyla oldukça kompakt ölçülere sahipti ve Ford’un ‘Experimental’ adındaki platformu üzerine geliştirilmişti. Motor olaraksa Ford Cardinal modelindeki 1.5 lt’lik V4 güç ünitesi ve 4 ileri manuel şanzıman tercih edilmişti. Motor ortada konumlandırılmıştı ve prototipin hafif oldukça dinamik bir sürüş karakteri sunuyordu. Testler aşamasında Formula 1 pilotu Dan Gurney Watking Glen pistindeki denemelerde F1 otomobillerinden sadece birkaç saniye yavaş olmasıyla potansiyelini göstermişti. Ancak bu seri üretim ve ortaya atılan fikir konsepti için fazla ekstremdi ve prototipin üretim hayali rafa kaldırıldı.

Ama Mustang’in piyasaya çıkma hayali tüm hızıyla devam ediyordu ve 1963’ün yaz aylarında Ford bir prototip daha üretti. Bu araç Mustang I ile üretim versiyonu arasındaki geçişi temsil ediyordu. 63 Falcon Sprint şasisi geliştirildi ve seri üretimden sadece 6 ay önce Mustang II adındaki bu prototip, yine Watkins Glen, New York’ta tanıtıldı.  Mustang II prototipi tasarım olarak seri üretim Mustang’e büyük benzerlikler gösteriyordu ve otomobilin temelini oluşturuyordu. Izgara kaplı farları, arka lastiklerin önündeki hava girişleri gibi detayları dikkat çekiciydi ve ızgarada koşan at logosu yer alıyordu. Bir diğer dikkat çekici noktaysa otomobilin convertible olarak tasarlanmış olmasıydı. Arka farların yanyana üç parçalı tasarımı 64 Mustang’de aynen kullanıldı. Prototipin kabin tasarımı da çok değiştirilmeden seri üretime geçmişti.

İlk Mustang banttan iniyor
9 Mart 1964’te ilk Mustang üretim bantlarından inmişti, bu 18 ay gibi kısa bir sürede otomobilin sıfırdan üretime aşamasına geçmesi anlamına geliyordu. Ancak otomobilin satışına henüz başlanmamıştı ve Ford gösterişli bir tanıtım planlıyordu.

Maliyetleri olabildiğince az tutabilme adına Ford eldeki malzemeleri bu yeni otomobilinde kullandı. Falcon modelinin birçok parçası, özellikle de yürüyen aksamı Mustang’in temelini oluşturuyordu. Ancak Falcon’dan farklı olarak gövde renkleri, motor seçenekleri (daha güçlü), kabin içi gibi seçeneklere sahipti. Hızlı, ekonomik ve ulaşılabilir konseptiyle pazarlanan Mustang için Ford ‘Sizin tarafınızdan tasarlanmak için tasarlandı’ sloganıyla yola çıkmıştı. Otomobilin kabinindeki neredeyse sınırsız opsiyon kullanıcıların kendi zevklerine göre tasarlamaları için son derece uygundu ve geniş opsiyonel donanım listesi sayesinde satılan hiçbir Mustang birbirinin aynısı değildi.

Çok ciddi bir pazarlama kampanyası başlatan Ford yönetimi, otomobilin resmi tanıtımından bir gün önce 16 Nisan 1964’te en çok izlenen TV kanalları olan ABC, NBC ve CBS’de reklam döndürmeye başladı. Bu fazlasıyla etkili bir yöntem olmuştu ve ertesi sabah tüm halk Ford bayilerine Mustang’i görmek için akın etti. 17 Nisan günü mesai saati bitiminde Ford tam 22.000 adet Mustang satışıyla rekor kırmış, beklentilerin çok üzerinde bir satış gerçekleştirmişti. Yıl sonunda bu rakam 264.434, 17 Nisan 1965’teyse 418.832’ye yükselmişti. Mustang kitleleri etkilemiş, halkın tüm ihtiyaçlarını karşılamış (üç gövde seçeneği bulunuyordu: Convertible, Hardtop ve Fastback), Amerikan otomotiv endüstrisinde bir devrim gerçekleştirmişti.

Markanın beklentisi ilk yıl sonunda 100.000 adeti bulabilmekti ama 2368 dolarlık başlangıç fiyatının yanında, Mustang’in Indianapolis 500’de Pace Car olarak kullanılması bu büyük patlamanın nedenlerindendi. İkinci yıl sonunda 1 milyonun üzerindeki satış adeti Mustang’in ne kadar popüler bir otomobil olduğunu gösteriyordu.

Birinci jenerasyon (1964- 1973)

1964’ün Nisan ayında piyasaya çıktığı için 64½ olarak adlandırılan ilk sene üretimi Mustang’ler Pony Car sınıfının da yaratıcı olmuştu. Otomobil ilk olarak 170 cid. (2.8 lt) sıralı 6 silindirlinin yanında 260 cid. (4.3 lt) 200 bg’lik V8 motorla satılıyordu. 65 model yılı için tasarım ve donanımda küçük değişikliklere gidilirken 6 silindirli motorun hacmi 200 cid. (3.3 lt), V8’in hacmiyse 289 cid. (4.7 lt) yükseltilmişti. Ayrıca 289’un 271 bg gücündeki HiPo versiyonu da eklendi. Bunun yanında convertible ve hardtop’ın yanında fastback gövde seçeneği de sunulmaya başlandı ve performans meraklıları için 289 HiPo motorun 305 bg gücündeki Shelby GT350 versiyonu hazırlanmıştı.

’66 model yılı için tasarımda ızgara, yan logolar, jant kapakları ve depo kapağı gibi değişiklikler söz konusuydu. Motor seçenekleri aynıyken yeni renk ve döşeme seçenekleri gibi küçük detaylarda güncelleme yapıldı. Shelby yine GT350 olarak devam ederken Mustang Convertible, 72.119 adetle 1966’nın en çok satan üstü açık modeli olmuştu.

1967- 68
1967 Mustang’in ilk kez yeniden tasarlandığı yıldı. Rakipler giderek çoğaldığı ve motor güçleriyle, gövde boyutlarındaki artış Muscle Car kavramını ortaya attığı için Mustang de bu değişimlere ayak uyduracak şekilde güncellendi.

En büyük değişimse 390 cid. (6.4 lt) büyük blok V8’in kullanılmaya başlanmasıydı. 68’de bu opsiyona daha da büyük 428 cid. (7.0 lt) 335 bg’lik V8 eklenirken, Shelby’nin 67 ve 68 yılları için çıkarttığı GT500 modelleri büyük sükse yapmıştı. Bunun dışında daha küçük, 302 cid’lik bir V8 de kullanıcıları bekliyordu.

Kabinde de Pony Interior seçeneği yerini ‘Deluxe’ kabin tasarımına bırakmıştı. Böylece Mustang hem motor hem de kabin içi olarak daha presitjli bir hale gelmişti.

1969- 70
1969 model yılı Mustang’in gövdesinin 97 mm daha uzadığı yıldı. Ön tarafın genişlemesiyle artık 4 adet far kullanılmaya başlanmış, Fastback’in adı Sportsroof olmuştu. Boss 302 ve Mach1 gibi performanslı seçeneklerle Mustang, Muscle Car taleplerini rahatlıkla karşılayan bir otomobil haline gelmişti. Özellikle Mach 1 72.458 adetlik satışıyla çok sevilmiş, cadde yarışlarının vazgeçilmez modeli olmuştu. 428 büyük blok V8 değiştirilmeden üretime devam ederken 335 bg olarak tanıtılıyordu ama gerçek gücü 415 bg civarındaydı.

Öte yandan Ford ile Shelby’nin arası, bu tip güçlü motor uygulamalarından dolayı açılmıştı. Shelby kendi otomobillerinin fabrikadan çıkan büyük blok V8’lerden çok da farklı olmadığını düşünmeye başlamış, Shelby markası için müşterilerin ekstra ücret ödemelerinin pek de bir anlamı kalmamıştı. Yine de 69 ve 70’de Shelby üretimi devam etti, 71’de üretim sonlandı.

1970 model yıl aslında 69’un devamı niteliğindeydi ve küçük tasarım farkları dışında fazla değişikliğe gidilmedi. 351 Windsor V8 yerini 351 Cleveland V8’e bıraktı. Yeni motor 304 bg ile biraz daha güçlü ve yüksek performanslı motorlardaki pistonlarıyla daha dayanıklıydı.

1971- 73
1971’de Mustang, Ford’un yeni tasarımcısı Semon Knudsen tarafından yeniden tasarlandı ve otomobil bir kez daha uzadı. Artık Mustang iyice Pony Car kavramından uzaklaşmış, tam anlamıyla bir Muscle Car olmuştu. Üç gövde seçeneğinin üretimi devam ediyordu.

1972 ile birlikte Mustang de tüm rakipleri gibi baş göstermeye başlayan petrol krizi ve emisyon kuralları nedeniyle zorluk yaşadı. Boss 351 ve 429 V8’lerin üretimi sonlanmış, en büyük motor seçeneği olarak sadece standart 351’ler kalmıştı. Böylece Ford’un gerçek Muscle Car motorlu bir Mustang’i de kalmamış oldu.  Dönem değişim dönemiydi, otomotiv dünyasını zor günler bekliyordu ve Mustang’in buna ayak uydurması şarttı. Yoksa hayatta kalması olanaksız görünüyordu.

Ford’un elbette önlem planları vardı ama 1973’te küçük değişikliklerle üretim devam etti, büyük bomba 74’te Mustang II ile patlatıldı…

İkinci jenerasyon (1974- 1978)

İlk jenerasyon Mustang’ler model yılları geliştikçe hep büyüdü ama artık küçülme zamanı gelmişti. Pony Car ve Muscle Car sınıfları 70’li yılların başlarında giderek daraldı ve satışlar düşmeye başladı. Krizle birlikte tüketicilerin beklentileri değişmiş, küçük, kompakt, ekonomik otomobiller popüler hale gelmişti.

Ford, kendi ürettiği kompakt modeli Maverick ile bu ihtiyaçları karşılamış, hayli iyi satışla elde etmişti. Ama Mustang gibi bir efsane de hayatına devam etmeliydi. Ford Motor Company başkanı olan Lee Iacocca 1974 yılı için daha küçük bir Mustang üretilmesi gerektiğini öngörmüş, gerekli çalışmaları başlatmıştı. Pinto platformu üzerine geliştirilip, motor olarak güçlü sayılacak Falcon üniteleriyle donatılan yeni Mustang, yine akıllıca bir tasarım stratejisiyle pazarlanmaya başlanmıştı. GM, Firebird ve Camaro gibi modellerinde tasarım değişikliği yapmazken, Ford petrol krizini yeni bir dönem olarak algılamış, yeni dönemde tamamen yeni bir Mustang tasarımıyla, dönem şartlarına ayak uydurduğu mesajını halka ileterek başarılı satışlar yakalamıştı.

Mustang II’nin boyutları küçüldüğü için artık rakipler Oldsmobile Starfire, Chevrolet Monza gibi Amerikan modellerinin yanında Toyota Celica ve Datsun 240Z gibi Japon modelleri de kapsıyordu.

Artan rakiplerine rağmen güçlü özellikleriyle Mustang II ilk yıl içerisinde, orijinal modelin 418.812 adetlik üretim rekoruna yaklaşarak 385.993 adet üretildi, satışsa 296.041’e ulaşmıştı. Beş yıl içindeyse Ford, 1 milyon adetlik satışla ne kadar doğru bir karar verdiğini kanıtladı. Iacocca’nın şu sözleri duruma göre nasıl ayak uydurulduğunu gösteriyor: “Mustang II doğru zamanda piyasaya çıkan doğru otomobildi. 1 milyonluk satış adeti tesadüf değildi.”

Mustang II ilk olarak 171 cid V6 (106 bg) ve 140 cid, 4 silindirli SOHC motorla (89 bg) satılmaya başlanmıştı. 74’te V8 motor seçeneği sunulmazken 75’ten itibaren yeniden sunulmaya başlandı. 1978’de King Cobra modeliyle birlikte Cobra adı Mustang’e geri dönmüştü.

Başarılı satışlar tamamen yeni bir Mustang’in geliştirilmesi için yeterli temeli oluşturmuştu ve 1979’da üçüncü jenerasyon satışa sunuldu.

Peki hiç dünyadaki ilk Mustang’i kim aldı diye merak ettiniz mi?
Bu istatistik Ford tarafından tutulmuş ve bu şanslı kişi hala aynı otomobili kullanıyor üstelik! Gail Wise, diğer adıyla resmi olarak bayiden ilk Mustang’i alan şanslı kullanıcı. Günümüzde hala aynı otomobile sahip olan Gail Wise resmi kaynaklarda Mustang’i satın alan ilk kişi olarak kayıtlara geçmiş. Peki nasıl oldu da diğerlerinden daha önce bunu başarabildi?  Aslında olay tamamen bir tesadüf eseri gerçekleşmiş. Wise 15 Nisan günü (resmi tanıtımdan iki gün önce) Ford bayisine gidip kendine bir otomobil satın almak istediğini söylemiş, Mustang’i beğenmiş ve satıcının yaptığı bir hata sonucu, yanlışlıkla anahtarını teslim almış. Böylece kayıtlara ilk Mustang sahibi olarak geçmiş.  Ardından günümüze kadar aynı otomobili kullanarak tarihe geçmiş.

Üçüncü jenerasyon (1978- 1993)

Yine kompakt boyutlarını koruyan Mustang üçüncü jenerasyonda Fox modelinin platformunu kullanıyordu. Model gamı oldukça geniş, seçenekleri ve donanımları son derece zengindi. 1987’ye kadar dört farlı bir ön tasarımla üretilmeye devam etti ama bu eleştirilere maruz kalıyor, model fanatikleri tarafından çok beğenilmiyordu. Coupe, hatchback ve convertible gövde seçenekleri her zamanki gibi devam ediyordu ve motor alternatifleri arasında 140 cid 4 silindirliden, 256 cid V8’e kadar uzanan, her ihtiyacı karşılayabilecek seçenekler yer alıyordu.

Üçüncü jenerasyon 1987’de ciddi bir makyaj gördü ve “no grille” olarak adlandırılan, daha aerodinamik bir yapıya sahip olan ön tasarım tanıtıldı. Bunun dışında 302 cid. V8 motor seçeneği de modele eklenmişti ve bu versiyon ileride Mustang 5.0 olarak anılmaya başlanacaktı. Bu motor alternatifi performans meraklılarının elinde modifiye işlemlerine çok iyi sonuçlar verdiği için oldukça popüler hale geldi.

Ford’un 1993’te kurduğu SVT (Special Vehicles Team) birimi SVT Cobra modeliyle gelecek için umut verici sinyaller veriyordu. 5.0 lt’lik V8 235 bg güç üretiyordu ve 400 metreyi 13 sn gibi kısa bir sürede geçebiliyordu.
Mustang uzun yıllar sonra yeniden performanslı bir model olarak geri dönmüştü. Bundan böyle hep bu şekilde kalacaktı.

Dördüncü jenerasyon (1994- 2004)
1994 model yılı için on beş yıldan beri ilk defa otomobil tamamen sıfırdan bir tasarım diliyle ele alındı. Geliştirilmiş bir Fox platformu üzerine yerleştirilen Mustang IV, tasarımcı Patrick Schiavone’un elinden çıkmıştı. Schiavone 74 yılından beri ilk defa otomobilde hatchback gövde seçeneğini kullanmamış, gerçek bir coupe formuna geri dönmüştü. Ayrıca eski modellerden ilham alan tasarım çizgileri de görülebiliyordu. Kabinde ilk jenerasyondaki gibi simetrik tasarım dikkat çekerken klima, hız sabitleme sistemi ve havayastığı gibi ekipmanlar standart donanımda sunuluyordu.

Baz model 232 cid. (3.8 lt ) OHV, 145 bg’lik motorla gelirken 5 ileri manuel ya da 4 ileri otomatik şanzıman seçenekleri söz konusuydu. 302 cid’lik emektar V8 artık göre hayatına son verirken (30 yıldır kullanılıyordu) yerine 281 cid (4.6 lt) V8 küçük blok kullanılmaya başlandı. GT olarak adlandırılan bu model önce 215 ardından 225 bg güç üretecek şekilde geliştirilmişti. Yüksek performanslı Cobra modeliyse 305 bg üretiyordu.

1999’da dördüncü jenerasyona makyaj uygulandı.. Ford’un global tasarım dili olan New Edge ile birlikte daha modern, akıcı hatlar Mustang’e entegre edildi. Motorlar elden geçirilip güçlendirildi (GT versiyonu 260 bg’e çıktı) ve 320 bg’lik Cobra satışa sunuldu.

Dördüncü jenerasyon gerek tasarımı gerekse motorlarıyla Mustang’in ilk jenerasyonunu andırıyordu. 6 silindirli motorlar çok rağbet görmezken daha çok GT ve Cobra versiyonları tercih ediliyordu. Böylece Mustang ikinci ve üçüncü jenerasyonun zayıf, 4 silindirli, küçük hatchback imajından kurtuldu, yine güçlü ve kaslı bir otomobil olarak algılanmaya başladı.

Peki Mustang adı nereden geliyor hiç merak ettiniz mi?
Yeni üretilecek otomobile seçilecek isim tabii çok çok önemliydi. Mustang adının nereden bulunduğuyla ilgili iki farklı senaryo var ve hangisinin geçerli olduğu tam olarak net değil.  Bunlardan ilki gövde tasarımcı Jon Najjar’ın, İkinci Dünya Savaşı uçaklarına meraklı olması ve prototiplerinden birini tasarlarken P-51 Mustang uçağından yararlanması üzerine kurulu. Najjar P-51’in tasarımından ilham almanın dışında Mustang adını da otomobile vermeyi teklif etmiş ve bu teklifi kabul edilmişti.

Diğer senaryoysa Ford Division Pazar araştırma Müdürü Robert J. Eggert üzerine kurulu. Model için isim aranırken Henry Ford II T-bird II adından ısrar ediyordu ve tasarımcılar Cougar ya da Torino gibi isimler üzerinde duruyorlardı.  Ancak Ford Division Pazar araştırma Müdürü Robert J. Eggert’ın teklifi olan ‘Mustang’ ismi çok beğenilmiş, seri üretim modelinde bu ikonik ismin kullanılmasına karar verilmişti.

Eggert, bu ismi eşinin kendisine, doğum gününde hediye ettiği kitabın (The Mustangs) isminden esinlenerek bulmuştu. Ford, isim alternatiflerini otomobilin potansiyel müşterilerinde oylama yapmış ve Mustang açık ara kazanarak en çok sevilen isim olmuştu. Oylama sonucunda Mustang ismi için “Özel bir otomobil için uygun bir isim” tanımlaması yapılmıştı.  Dünyanın en ikonik otomobil markalarından biri olan Mustang isminin doğuşu bu şekilde gerçekleşmişti.

Beşinci jenerasyon (2005 -2014)

Tarih 2003’ü gösterdiğinde Mustang için bir dönüm noktası yaşanıyordu. Detroit Fuarı için hazırlanan konseptin tasarımı 1960’lı yılların modellerinin birebir aynısı gibiydi. Yeni DC2 platformu üzerine geliştirilen konseptin ürün yönlendirilmesi Baş Mühendis Hau Thai-Tang tarafından gerçekleştirilmişken, ‘Retro- fütürizm’ olarak adlandırılan tasarım dili Sid Ramnarace’in eseriydi.

Sonraki yıl elden geçirilen konsept yeniden Detroit’te gösterildi ve bu defa Ford üretim için ciddi olduğunun altını çizdi. Mustang tam anlamıyla eski günlerine geri dönmüştü ve retro tasarım anlayışı tam bir çılgınlıktı!

7 Eylül 2004’te beşinci jenerasyon üretim bantlarından inmeye başladı. Mustang bir kez daha piyasaya bomba gibi düşmüş, retro tasarımıyla bir çığır açmıştı. Bu tasarım anlayışı ileriki tarihlerde GM ve Chrysler’in de ilgisini çekti ve sırasıyla Camaro ile Challenger aynı yaklaşımla piyasaya çıktı. 60’lı yıllardaki gibi yine Mustang başı çekmiş, diğerleri onu izlemişti.

Standart model 4.0 lt’lk V6’sıyla 210 bg gücündeyken, GT bir kez daha 4.6 lt’lik V8, 300 bg’lik motorla sunuluyordu. Shelby 1970’den beri ilk defa beşinci jenerasyonda Ford ile yeniden çalışmaya başlamış, GT500 markası geri dönmüştü. 5.4 lt’lik 32 supaplı supercharger’lı V8 ile GT500, 500 bg güç ve 650 Nm tork üretiyordu. 2008’de tanıtılan GT500 KR (King of The Road) ismini 68 KR’den alıyordu ve GT500’ün supercharger’lı motorunun 540 bg’lik bir versiyonunu kullanıyordu.

Shelby’nin de Mustang programına dahil olmasıyla birlikte otomobil tam anlamıyla retro ve Muscle Car fanatikleri için çok uygun hale gelmişti.

Beşinci jenerasyon 2010’da makyaj operasyonundan geçirildi. Tasarımda güncellemeler yapılırken 3.7 lt’lik Duratec V6, 4.0 lt’lik ünitenin yerini aldı. 305 bg gücü ve 380 Nm’lik tork oldukça başarılı performans değerleri sunuyordu. 4.6 lt’lik V8’se yerini 5.0 lt’lik motora (412 bg) bırakmıştı.

2010’da efsanevi bir Mustang versiyonu daha piyasaya sunuldu: Boss 302. Boss’da 5.0 lt’lik V8’in 444 bg’lik bir türevi yer alıyordu. Otomobil 6 ileri manuel şanzımanla donatılmıştı ve 19 inçlik jantlara sahipti.

Beşinci jenerasyon oldukça başarılı satış rakamlarıyla dikkat çekti ve 9 yıllık hayatında, sadece ABD’de 847.154 adet kullanıcıya ulaşmayı başardı. Ford, 50’nci yılı şerefine Mustang’e tamamen yeni bir jenerasyonu uygun gördü ve altıncı nesilin tanıtımını bu önemli yıla denk getirdi.

Altıncı jenerasyon (2014- )

Ford’un yeni tasarım dilinin bir ürünü olan yeni Mustang kesinlikle yerini aldığı model gibi retro olmaya çalışmıyor. Tam tersine oldukça modern ve sofistike bir otomobil.

Tasarımı markanın 2011’de gösterdiği Evos konseptine benzerlikler gösteriyor ama bunu geçmişe mesaj gönderen, üç parçalı arka farlar gibi detaylarla harmanlıyor. Yeni Mustang’de kullanılan gelişmiş güvenlik teknolojileri otomobilin Premium hissini artırırken, ilk defa bağımsız arka süspansiyonun kullanılması gözlerden kaçmıyor.

Otomobilde 4, 6 ve 8 silindirli güç ünitelerine yer veriliyor: 2.3 lt Ecoboost, turbo 4 silindirli, 3.8 lt Cyclone V6 ve 5.0 lt’lik V8. Böylece Mustang bir kez daha değişen dünyaya ayak uydurabilen bir otomobil olduğunu kanıtladı ve tarihinde ilk kez Avrupa’da satılmaya başladığında, pazarın popüler özelliği olan turbo motora geçiş yapmış oldu. 3.8 lt’lik V6 sadece Amerika’da satılacakken Avrupa pazarına sunulmayacak aynı şekilde Ecoboost da ABD’de yok.

www.arabalisözlük.com

İlginizi çekebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir